Ana içeriğe atla

BİR EHLİYET VAKASI

 



    14'lü yaşlarımdan beri sanırım en çok istediğim şeylerden biri ehliyetti. Hayat planlarım arasında ehliyet almak hep vardı. Bugün 19 yaşındayım ve an itibari ile ehliyet almak için sadece belli belgeleri toplamam gerekli. Bu durumda olduğum için çok mutluyum ve bu sevincimi sizinle paylaşmak istedim.

        İlk adım olarak bunun için tabii ki de bir kursa kayıt olmam gerekiyordu ben de kuzenlerimle birlikte giderek bir sürücü kursuna kaydımı yaptırdım(Buralar çok sıkıcı...) . Teorik ve direksiyon sınavı olarak iki sınav oldum.

TEORİK(YAZILI) SINAV

            Bu sınava hazırlanmanız için sadece bir kitap veriyorlar, içerisinde geçmiş ehliyet sınav sorularının bulunduğu  bir internet sitesi linki veriyorlar. Özellikle biz Covid-19 dönemine denk geldiğimiz için sınıfta yüz yüze ders yapılamadı ve biz kendi imkanlarımızla sınava hazırlandık.. Ben sadece 7 günlük bir çalışmayla girdim sınava (7 gün bile olmayabilir yani en fazla o kadar :D ) ve sınavı 84 ile geçtim. Sınav kurallarına göre 70 üstü alanlar geçebiliyor. Sınav esnası aşırı değişik bir ortamdı çünkü kağıt kalem kullanılmadı ve dokunmatik bilgisayar monitörünü kullanarak sınav olduk hatta sınav öncesi bir yüz tanıma testi yapıldı bir ara gerçekten sistem beni tanımayacak diye korktum 😂. Sınav sorularını çoğunluğu zaten çıkmış sorulardan oluşuyordu ve eğer beş altı tane çıkmış sorular testi çözdüyseniz çözülebilecek bir sınavdı. Sınav soruları motor, trafik levhaları, ilk yardım, trafik kuralları ile ilgiliydi ve beni zorlayan kısım motor oldu çünkü babam senelerce taksicilik yapmasına, arabadan çok iyi anlamasına rağmen bana hiç anlatmamıştı  ama en kolay gelen kısım da trafikle ilgili kurallar, levhalar oldu çünkü yolculuk yaparken babama her gördüğüm işareti her araba hareketlerini sorardım( hepsi fazla meraktan ). Sonucunda gayet mutlu olmuştum. Aslında başından beri korktuğum, çok gerildiğim bir sınav değildi açıkçası. Asıl korkum direksiyon sınavıydı.


DİREKSİYON SINAVI 

            En çok eğlendiğim, stres yaptığım, üzüldüğüm günler tamamı ile bu dönemdeydi. İlk olarak sürücü kursuna daha önce giden kişilerden bize önerilen bir hoca vardı onu istemiştik ama başka hocaya yazmışlardı dersimi :( . İlk gün giderken çok gerilmiştim çünkü hocayı tanımıyordum, kimdir, nasıl biridir hep onu düşünüyordum. Hatta ve hatta ilk gittiğimde hoca bana daha önce sürüp sürmediğimi sorduğunda "Hiç sürücü koltuğuna oturmadım." demiştim (yalan tabii ki). Sonra baktım ki hoca bana debriyaj frenin yerini gösteriyor falan itiraf ettim hemen 😂. İlk gün (önceden beş altı defa kullanmama ve hiç istop ettirmememe rağmen) rahat 3-4 defa istop ettim ( şimdi anlatınca gülünç geliyor ama o gün çok üzülmüştüm.). Ne kadar derse gitmeden önce hocayla ilgili çok endişem olsa da hocam iyiydi . Ne öyle yalandan motive etmeye çalışan ne de aşırı sinirli beni korkutan biri değildi ama ben biraz başıma buyruk ve yaptığımdan çok eminmiş gibi savunduğum için o bana biraz sinir olmuş olabilir😃. Eğer bir dipnot  paylaşmam gerekirse sekiz gün ders gördüm ve istop etmediğim tek bir dersim dahi olmadı ( bu cümleyi yazarken aşırı güldüm kendime; altı üstü bir debriyaj- gaz ayarı yani😂). 

            Tam olarak yedi gün boyunca her gün bir buçuk saat ders gördüm bir de sınavdan dört gün önce bir buçuk saat telafi dersi gördüm.  Derslerin ikinci günü bitip eve geldiğimde kendimi kahrediyordum çünkü hoca hala bana parkları denetmemişti yani ne kadar kötüysem artık denettirmiyordu. Hatta ilk gün hatırlıyorum şeritten çıkıyordum , vitesi üç yerine beşe atıyordum , döner kavşaktan (göbek) dönerken hatta en sola girip o göbeğin üstüne çıkmıştım hoca zor toparlamıştı😂( Gerçekten rezillik bir de yani çok iyi bisiklet sürerim ne bu becerisizlik ya matematiksel hesapla, göz kararı hesapla bir şey yap yani 😤). Daha ilk günümde trafiğe çıkmıştım ve aşırı gerginlik veren bir durumdu benim için hatta hoca hadi parkurdan yola çıkalım dediğinde "Ne? Ne yolu hocam? Çıkamam ben." demiştim ve yüzümde dehşet verici bir ifade vardı. İkinci gün de aynı bu rutinde geçti sadece döner kavşaktan düzgün dönebildim ve şeritten daha az çıkmaya başladım( bununla da övünmezsin yani ). 

            Üçüncü günümde artık hocama, tepkilerine biraz alışmıştım ta ki park denemeye başlayana kadar... L park muhteşem bir park ilk olarak onu belirteyim en sevdiğim o ve U dönüşü yapmak . Ama o paralel park (ah başımın belası), onu denerken hocam ,(bana karşı yine sabırlıydı ben onun yerinde olsam daha çok sinirlenirdim 😂)  her seferinde " tam sağ yap ayarlayınca DUR, sonra tam sol yap araba yerleşecek zaten." dediği halde ben her seferinde hiç durmadan geri geri giderken tam sola çevirmeye çalışıyordum ( sanırsın usta şoför ) ve olmuyordu park (o sıra yaptığım istoplar da işin cabası tabii ). Hoca en sonunda bana sinirlenip " Bir kere daha istop edersen seni u dönüşü yaptığımız alanda üç defa döndürürüm." dedi ve dediği anda ben istop ettim (kalbim çıt , gözyaşım pıt). Canım hocam lafının arkasında durdu ve bana orada üç turu attırdı :( .  Dördüncü günümde iki parkı da başarıyla yapmıştım. Sinyallerimi hiç unutmadım (bununla övünebilirim çünkü ilk günden beri hiç unutmadım.) . Bayır kalkışını da artık yapabiliyordum ama yine tek sorunum İSTOPTU. Artık hayattan nefret etme sebebimdi yani. Günler günleri kovaladı, hocamla beraber güldüğümüz (istop ettiğim için "artık yeter ama her şeyi yapıp bunda kalıyorsun" isyanlı ) , benim park yaparken, yolda giderken , istop ettiğimde deli gibi kendi kendime konuşmalarım, kendimi azarlamalarım, sonra hocam "Bana mı söylüyorsun?" dediğinde "Yok hocam kendime söylüyorum" cevaplarımla dolu günlerim oldu. 

               


VEEE SINAV GÜNÜ
        Sekiz gün boyunca kah istop ettiğim , yeri geldiğinde istop ettiğim , kırmızı ışıkta istop ettiğim , çok istop ettiğim ama iyi istop ettiğim günlerden sonra geldi çattı o sınav günü. Parkur boyunca tam olarak sekiz tane ışık vardı ve ben hiçbir dersimde o ışıkların ben geçerken yeşil yandığını görmedim. Ya bir insan toplam 12 saat boyunca ders alıp aynı ışıklardan 64 defa geçtiği halde hiç mi yeşildeyken geçemez (fotoğrafta kırmızı ışıkta kırılmış kalp olmasının sebebi bu). Zaten istop ediyorum, kardeşim bari sal da birkaç kereliğine de olsa dur kalk yapmayayım. Ama artık pazar günü şanslı günümde miydim, dualarım mı kabul oldu , ne olduğunu bilmediğim şekilde sekiz ışıktan üçünden falan yeşildeyken geçtim( benim için mucize gibi bir şey) . 

           Daha hiç başlamadan önce kaput ve bagajdaki eşyalar soruluyor ve gösterilmesi isteniyor. Bana soran kişi "motor suyu hangisi?" diye sordu. Ya motor suyu ne ? Benim bildiğim bir radyatör suyu var bir de cam suyu. Ne alaka yani.  Lastik havalarını kontrol etmeyi unutuyordum az kalsın ( beni sınav yapacak komisyon üyeleri uyardığı halde hocam uyarmadan duymadım çünkü beyin olarak hocama odaklanmışım :D) İlk yola çıkışım gayet iyiydi, hiçbir sıkıntı yoktu. Geri gelme yerine geldiğimizde vitesi geriye taktım ve araba ileri gitti (ayağını debriyajdan çekmezsen öyle olur tabii ) . Ve hiç bozmadan vites takılmıştır diye tekrar tekrar R'ye atıyorum vitesi (hiç mi akıllanmazsın ya?). Yanımdaki komisyon üyesi en sonunda "Acaba ayağını debriyajdan çekmiyor musun?" dedi orada anladım anca( ahh ah!). Geri gelmeyi de ardından dubalara çarpmadan gayet iyi geldim ve oradan çıktım ama çıkarken vitesi bire atarken parmak ucumla ittiğim için vites boşa düştü (bunu hemen düzelttim no problem.). Orayı da atlattıktan sonra park yapacağım alana kadar hiçbir sıkıntı olmadı park yerine geldik, paralel parkımı yaptım ve komisyon üyesi sordu "Yaptığın parktan emin misin? Eminim dediğinde değerlendirmeye alacağım." Allah'ım o an... Hocamın " Yaptığından emin olman gerekiyor." sözleri geldi. Bir aynadan tekerleğe bir önümün düz olmasına baktım ve emin olduğumu belirttim (Artık ne olursa olsun duygusuyla ). Olmuş olmasa bir şey derlerdi herhalde demek ki olmuş. Ardından L parka gittim onu da yaptım. Parkurdan çıktım tam göbekten döneceğim yanımdaki sınav aracındaki kız kazanamadığı için arabadan indirdiler ( kırmızı ışıkta, yolun ortasında) aşırı gerildim o an, soluma bakmamak için savaş verdim kendimle. En sonunda parkuru başarıyla tamamladım ve bana kazandığımı söylediler. Aşırı mutlu olunan bir durum bu arada . Fark ettiniz mi bilmiyorum ama sınavda iki defa istop ederseniz kalıyorsunuz yani bir istop hakkınız var ama ben HİÇ İSTOP ETMEDİM. Hocam bununla ilgili bana bir şey demedi ama kesin şaşırmıştır çünkü yani kim şaşırmaz böyle bir duruma 😂. 

            AYH! Bütün içimi bu yazıya döktüm ve aşırı rahatladım şu an. Tüm komik anıları anlatsam yani daha neler neler var... ( Hocamın her hata yaptığımda "Napıyorsun şu an?" demeleri benim cevaplarım...) 
            Peki siz ne düşünüyorsunuz bu sınavda istop etmememle ilgili? Aşırı merak ediyorummm



























Yorumlar

Unknown dedi ki…
Çok bilgilendirici bir yazı olmuş. Teşekkür ederim.
Adsız dedi ki…
Her gencin çok erken yaşlarda olan hayali ehliyet tabi ki... Ben ancak 35 imde alabildim... Ve o sertifikayı eline almak kadar müthiş birşey yok. Araba sürmeyi bilmek demek özgürlük demek bence. 18 yalına girdiğinizde ilk yapmanız gereken ehliyetini almak olmalı bence... Tebrik ederim
Naxris dedi ki…
Bu kadar istopa rağmen başarmanı tebrik ediyorum mdkekddkkd
Unknown dedi ki…
Azmin ve gayretin takdir edilir. Tebrik ederim seni
İsmail dedi ki…
Harika hikaye..

Bu blogdaki popüler yayınlar

AJANDA KULLANIMIYLA İLGİLİ HER ŞEY

                              Ajanda kelime anlamı olarak unutulmaması gereken notların yazılmasında kullanılan takvimli bir tür defter. Hayatında her şeyi belli bir düzen çerçevesinde yapmak isteyen, işlerini planlı bir şekilde ilerleyerek bitirmek isteyenler için gayet güzel bir defter. Ve açıkçası bence başarılı bir eğitim / iş hayatı için kullanımı şart.                     Aslında ajanda kullanan insanlar ikiye ayrılır diyebilirim. Ajandası gayet düzenli olan, yapılacakları vb. inci gibi yazan ve neyi nereye yazacağını dahi gruplandıran kişiler. Bir de benim gibi ajandasını kendi anlayacağı şekilde düzenleyen, kendinden başka hiç kimsenin o defterden bir şey anlamayacak olanlar. Ne kadar düzenli kullanan ilk gruba çok özensem de kendi bu huyumdan vazgeçemiyorum. Yani not almak sonra o nottan ok çıkarıp başka bir not almak. Ödev/ ...

SON MU BAŞLANGIÇ MI?

SON MU BAŞLANGIÇ MI?        Karar verilmesi uzun süren, "başlasam mı başlamasam mı?" kararsızlığı arasında gidip gelirken yazıyorum bu cümleleri... Yeni bir yolculuğa başlamak istiyorum ama başlangıç yapabilir miyim yoksa başlamadan sona mı ulaşırım bir türlü karar veremiyorum. Samimiyetimle söylemem gerekirse ne yazacağımı da bilmiyorum. O yüzden bu konudaki ilk tavrım kendimi tanıtmak olacak:     Aslında ilk yazımda çoğunluğunuzun beni tanıyacağını bilerek anlatıyorum kendimi :). Sınıf öğretmenliği okuyan, dışarıdan soğuk hatta bazen kibirli gözüktüğüm söylenir genelde sebebini bilemiyorum. Kitap okumayı, kitap hakkında konuşmayı, yorum yapmayı seven; kulaklığı 6. duyu organı olmuş (müzik dinlemekten) , araştırmayı seven, panik atak, stres dolu ( hep sevdiğim yönlerimden bahsedecek değilim sonuçta), akrep burcu, 12 kasım doğumlu, çoğunlukla ani ruh değişimlerine sahip bir insanım diyebilirim.      Aslında bu kısa yazımda en çok ihtiyaç duyd...